Patlıcanlı Börek Yapıyoruz...

2008-01-10 21:59:00

İlknur ablamın kulakları çınlasın ilk patlıcanlı böreği yediğim günü dün gibi hatırlarım.Bana böreğin içinde ne olduğunu söylememişlerdi patlıcan yemediğim için.Hayatımda yediğim en lezzetli böreklerden biriydi ve içinde patlıcan var dediklerinde inanmamıştım …Lisedeydim o zamanlar.Sonra üniversite yıllarında patlıcanı keşfettim ve şimdi patlıcansız nasıl yaşamışım diye düşünüyorum.Bence dünyanın en büyük tatlarından biri Jİlknur ablamın patlıcanlı böreği keyfim yerindeyken yaptığım yemeklerin başında gelir.Çok zor değildir aslında ama evdeki domates stoğunu tüketeceğinden daha çok yaza özgür bir börektir.Ben bu haftasonu kıymalı patlıcanlı olarak yaptım size her iki harcında tarifini vereceğim.1. harç tarifi (kıymalı patlıcanlı):1 kg patlıcanı küçük küçük (baş parmağınızın ilk boğumu büyüklüğünde hemen hemen) doğrayarak bir baş ince kıyılmış soğanla birlikte zeytinyağında iyice yumuşayana kadar pişirin. Ocaktan indirmeden 5 dk kadar önce ½ tatlı kaşığı kimyon ve tuzunu (arzuya göre ekleyip karıştırın)300 gr kadar kıymayı bir küçük baş rendelenmiş soğan ve bir diş rendelenmiş sarımsakla birlikte bir tavada arzunuza göre pişirin.Ben iyice kavrulmuş ve küçük küçük ayrılan kıymayı severim ama bazılarınız o kadar kavrulmuş istemeyebilir.Bu iki harcı bir kapta birleştirin.2. harç tarifi(domatesli patlıcanlı):1 kg patlıcanı küçük küçük (baş parmağınızın ilk boğumu büyüklüğünde hemen hemen) doğrayarak bir baş ince kıyılmış soğanla birlikte zeytinyağında pişirmeye başlayın.hafif rengi parlaklaştığında yine küçük küçük doğranmış 5-6 domatesi ilave edin ve suyunu çekene kadar pişirin.(Pişmeye yakın ½ tatlı kaşığı kümyon ve tuzunu ilave etmeyi unutmayın.)Bu börek için dört yufka yetiyor.Orta boy bir tepsiyi yağlıyorsunuz önce.(Eğer benim gibi yağ konusunda dikkatliyseniz altına sadece aliminyum folya seriyorsunuz.Yağ koymuyorsunuz.) Bir başka tarafta ½ SB sıvıyağ ve ½ SB sodayı iyice karı... Devamı

Bal Kabaklı Risotto

2007-11-07 20:36:00

<a href="http://www.negatif.com/foto/219703/" target="_blank"><img alt="risotto( www.negatif.com )" border="0" src="http://up.negatif.com/fotolar/606/5606/436336fd13ace0431a542435ef2fccf1.jpg"/></a>Uzun süre yatınca insan doğal olarak alışık olmadığı kadar çok televizyon izliyor.Gündüz kuşağının tuhaf kadın programlarından geçilmediği memleket medyasından beni kurtaran digitürk oldu sağolsun.Ben bu sürede bol miktarda yemek programı ve çizgi film izledim .İzlediğin yemekleri uygulayamamak sinir bozucu ama olsun bir yığın tarif almış oldum. Televizyon programlarının beni tanıştırdığı aşcılar arasında benim favorilerim bir BBC klasiği olan Jamie Oliver,Bir İngiliz – Japon melezi şef Jun Tanaka ve ünlü Amerikalı aşcı Tyler Florence.Türkiye’de de hakikaten çok iyi aşcılar bunu hepimiz biliyoruz.Aşcılık Milli Takımı’mız büyük başarılara imza atıyor.Çok medyatik isimler olmadıkları için çoğumuz Ümit Yüksel’i ,Gökhan Tufan’ı ve diğerlerini tanımıyoruz.Gerçi Sahrap Soysal,Ümit Usta,Oktay Aymelek gibi hepimizin medyadan tanıdığı aşcılarımız da var. Tyler Florence’ın Home TV ekranlarında yayınlanan benimde çok ilgi gösterdiğim Tyler’s Ultimate isimli programında usta aşcı dünyanın çeşitli ülkelerini gezerek klasik haline gelmiş yemeklerle ilgili yöresel tarifleri deniyor ve kendi tarifini yaratıyor.Bunun için ziyaret ettiği ülkeler ne yazık ki sadece dünyaca kabul görmüş mutfaklar.Mesela patlıcan yemekleriyle ilgili bölümde İtalya ve fransa’da geçti program.Bence ülkemiz bu konuda çok daha önemli ve lezzetli tariflere sahip.Bu yemekleri dünyaya tanıtacak olanda şüphesiz ki aşcılarımız. Bu kadar sözün ardından aslında İtalyan mutfağından bir tarif vermek tuhaf olacak ama hazır Tyler Florence’dan bahsedince size onun programında gördüğüm bir risotto tarifinden bahsetmek istiyorum. Risotto bildiğiniz gibi bir pilav türü.Bizim evde pişirsek lapa diyeceğimzi... Devamı

Bel Fıtığı ve Sarhoş Spagetti

2007-11-07 20:31:00

Çok uzun bir süredir ihmal ettim blogumu elde olmaya nedenlerle.Kısa bir özet vereyim:Bel fıtığı teşhisiyle yatıyorum haftalardır.İlk 5 hafta kımıldamadan yatırdılar,Sonra 2 hafta fizik tedavi gördüm ve son 3 haftadır koruma dönemindeyiz.Bunun sonucuda 5 haftadır çalışmaya başladığım ve işi oturmamı gerektirdiği için evde kesinlikle oturmak yasak.Bu da benim bilgisayarla arama görünmez bir duvar ördü tabiî ki.Fotoğrafları yükeleyecek ve tarif yazacak kadar çok bilgisayar başında oturamadım. Bel fıtığı benim ikinci kez savaştığım bir rahatsızlık.Ağrı eşiğim yüksek olduğu için yine ameliyatlık bir noktaya geldiğinde müdahale edildi.Ve beni uzun süre hayattan kopardı.Bel fıtığından korunmak için hayatınızda bazı ufak noktalara dikkat etmeniz yeterli aslında.İşte bel rahatsızlıklarından korunmanız için yapmanız gereken 100 şey  : 1- Herhangi bir ağırlığı taşımanız gerekirse yükü vücudunuza simetrik olarak paylaştırdıktan sonra taşıyın.2- Cisimleri bir yerden başka bir yere taşırken belinizin eğik değil de dik pozisyonda olmasına dikkat edin.3- Ağır bir yükü kaldırmayı denemeyiniz. Kaldırmak zorundaysanız başkalarından yardım isteyin.4- Hafif dahi olsa yerden bir cismi alırken dizlerinizi kırın ve çömelerek alın. Belden eğilmeyin. Yükü belinizle değil, bacaklarınızla kaldırın.5- Bir eşyayı alırken ona doğru uzanmayın, yanına iyice yaklaşınız ve öyle alın. Bir cismi yerden alırken de önce onu bedeninize doğru yaklaştırıp sonra yükseltin.6- Bir eşyayı taşırken de onu gövdenize yakın tutun. Taşınacak eşya vücudunuza ne kadar yakın olursa omurganıza binen yük o kadar azalacaktır.7- İki kişi iseniz ve bir eşyayı iki ucundan tutarak taşımanız gerekiyorsa, birbirinize haber vermeksizin eşyanın bir ucunu asla bırakmayın. 8- Bir cismi kaldırmadan önce onun ne derecede ağır olduğunu tahmin etmeye çalışın, ondan sonra yaklaşın. Kaldırma işlemine geçmeden önce cismi hafifçe yoklayarak bir kez de test edin ve ağırlığı hakkında tam bir fikir edindik... Devamı

İtalya Gezi Rehberi-Venedik

2007-09-18 13:46:00

Son günlerde bel fıtığı nedeni ile yataktan kalkamıyorum.Bu yüzden ne yemek yapabiliyorum ne de yazı yazabiliyorum.Diğer blogumda ki bir gezi yazısını sizinle paylaşmak istedim.Görüşmek üzere İtalya'ya gitmek kendimi bildim bileli hayalim olmuştur.Bunun nedenini hiç bilmiyorum. Ama Roma'ya gittiğimde hissettiğim o aidiyet duygusu reenkarnasyonun gerçekliği ve benim geçmiş hayatlarımda bir Roma'lı olduğum fikrini uyandırmadı desem yalan olur İtalya 'ya 2005 yılının Temmuz ayında Sevgili Dostum Serap'la birlikte 7 günlük bir turla gittik.Temmuz ayı gerçekten İtalya seyahati için en uygun aylardan biri.Eğer alışveriş gibi bir fikriniz varsa kesinlikle seçmeniz gereken bir ay.Neden mi? Çünkü İtalya'da kanuni olarak iki ay ucuzluk var.Onlarda Ocak ve Temmuz.Yani esnaf öyle kafasına göre"Saldi" levhası asamıyor İtalya'da. Güzel bir Temmuz sabahı saat 11:30 gibi indik Bologna havalimanına.Benim tahminim Atatürk Hava Limanında bizi didik didik arayacaklarına emin oldukları için İtalyan gümrük görevlileri bize sadece şöyle bir bakmakla yetindi ve Türkiye'den çıktığımızdan çok daha kolay girdik İtalya'ya.Otobüsümüz Havaalanından ilk durağımız olan Venedik'e hareket ettiğinde kandırıldığımızı düşünmeye başladık Serap'la.Çünkü kendimizi Ege'de bir yerden bir yere yolculuk ediyor gibi hissetmiştik.Aynı bitki örtüsü karşılamıştı bizi.Bu duyguya zamanla İtalya'da pek çok yerde hissedecektik.Sonunda karar veriyorsunuz zaten Akdeniz geni diye birşey var :) Ben İtalya'ya giderken bir parça italyanca öğrenmenin fena olmayacağını düşünerek kendime bu konuda bir kaç döküman edinmiştim.Size de kesinlikle tavsiye ederim çünkü İtalyanların çok büyük bir kısmı İngilizce bilmiyorlar.Bu yüzden tarzanca anlaşmak zorunda kalıyorsun. Otobüsümüz bir benzin istasyonunda mola verene kadar biz kendimiz hala Fethiye'ye gidiyor sanıyorduk :)Ama istasyonda herkes İtalyanca konuşuyor olunca anladık ki İtalya'dayız.:)İtalya'da otoyo... Devamı

UÇAN KURABİYE

2007-08-28 00:32:00

Merhabalar herkese.   Tatildeydim ve döndüm :) Tatil güzel şey.Yarın işe gitmeniz gerekmediğini bilerek yatmak,sabahları saat sesi olmadan uyanmak :) Tatil güzel şey. Benim tatil anlayışım genelde dinlenmek üzerine kuruluydu bu yıl.İşte çok yoğun bir süreçten çıkmıştım bu yüzden ilk hedefim dinlenmek oldu.İstediğimi de yaptım,bol bol uzanıp yattım,kitap okudum ,fotoğraf çektim,yüzdüm.   Bu arada tatilde Serap'la birlikte uçan kurabiye yaptık onuda sizinle paylaşmak istedim.Aslında yaptık kısmında benim tek katkım malzemeleri dökmek ve fotoğraf çekmek yönünde oldu :) Asıl maharet Serap'taydı yani.Aşağıda fotoğraflarını gördüğünüz kurabiyemizin tarifi şöyle :   Malzemeler: 3 yumurta 1 paket sana 1 paket pudra şekeri 2 paket mısır nişastası 1 paket kabartma tozu Aldığı kadar un(Ortalama 12 kaşık)   Öncelikle yumurta ve margarini iyice karıştırın.Sonrasında mısır nişastası, pudra şekeri ve kabartma tozunu ilave edip sulu bir hamur elde edin.Bu hamura yavaş yavaş un ekleyin.(12 kaşık kadar) Unla hamuru katılaşana kadar yoğurun.Katı hamurdan tepsiye irice(cevizden büyük)  hamur parçaları yerleştirin.(benim gibi şekil yapmak isterseniz hamurların ortasına bir şişe kapağıyla hafifçe bastırabilir hatta bu kapağı önce kakaoya batırıp daha farklı bir görüntü elde edebilirsiniz.) Kurabiyeyi kabarıp üzerleri hafif çatlayana kadar pişirin.(170 derece fırında.Bizim fırınımız turbo fırın olduğundan tam bir süre vermek istemiyorum.)Uçan kurabiye adından da anlaşılacağı gibi oldukça hafif ve lezzetli bir kurabiye .Bence yağınında yarısı zeytinyağı konabilir ama o zaman hamurun katılaşması daha büyük sorun olacaktır sanırım.En kısa sürede deneyip sizede bilgi veririm.   Afiyet olsun herkese :) ... Devamı